KARADUL

ve 30 mart 2009... yani seçimlerden bir gün sonra... yani insanların krizi ve daha bir yığın problemleri hatırlamaya başlamasının miladı olacak gündeyiz. AKP bu gün sisteme ben dahil insanların %80'inden fazlasını katma başarısını göstermiştir. Aslında sistemin meşruiyeti tanımlanarak bir anlamda AKP'nin nihai görevi sona ermiştir. şimdi erime dönemine geçecek olan bu parti ile ilgili karadullar plan yapmaktadır. Belki de karadul isimli örümcek türüne toplumsal psikoloji ve toplum mühendisliği açısından bakmak biraz faydalı olabilir. Karadul tehlikeli bir örümcek çeşididir. Kendi türündeki bir örümcek için çekicidir aynı zamanda, fakat onun bir özelliği vardır. Çiftleşme döneminde karşı cinsle ilişkiye girdikten sonra partnerini öldürür ve onu doğum için önemli bir gıda malzemesi olarak kullanır.

Sosyal psikoloji açısından baktığımız zaman İktidar denilen güç merkezi ile AKP ve etrafındaki mütedeyyin, liberal ve demokrat kitle arasında bir çekim gücü vardır. Bu ilişkide sistem (yani elde edildiği zaman iktidara gelinidiği varsayılan aygıt) karadul rolündedir. Sistem de karadul gibi bir çekime bir çekiciliğe sahiptir. Eğer karadul seçmiyorsa erk olabilmek için Erkek örümcek kendini ne kadar parçalarsa parçalasın İktidar olamaz. Karadul kimin iktidara geçmesini isterse o iktidara geçer ve kendini karadul ile çiftleşirken muktedir zanneder, zira iktidarsız değildir. Fakat iş bittikten sonra karadul erk(eğ)ini ağlarıyla örer ve kafasına soktuğu iğnesi ile onu gıda olarak kullanır.

Ben de her 30 yıl ve daha fazla süre geçirmiş birey gibi en az bir darbeye ve birden çok darbe girişimine şahit oldum hatta bu darbenin mağdurlarından biri oldum. Karadul teorisini ise , tarih toplumların hafızsasıdır, tezinden yolaçıkarak oluşturdum. Zira her darbe sonrasında sistem daha da güçleniyor. Fakat beni son dönemde ümitlendiren bir durum sistem elbette önemli ölçüde güçleniyor fakat bu sürekli kas sahibi olan fakat beyni küçülen bir yaratık gibi oluyor. Her yediği erk kendine kas, et ve yağ olarak geri dönerken onu hantallaştırıyor, ağırlaştırıyor ve kendine zararlı bir hale getiriyor. Bu durum bende öyle bir  ümit meydana getirdi ki sistem artık erkini yiyemeyecek kadar halden düşecek ve ister istemez beyin kısmını erkek kas kısmını kendisi oluşturacak ve gerçekten de Akıllı güçlü ve halkı ile barışık bir hale gelecek. Bu sonucu, gerçekleştirilemeyen son dört darbe girişiminden çıkarıyorum.

Tabi bu benim kafamda yeni bir felaket senaryosuna dönüşmekte gecikmiyor. Yukarıda zikrettiğim akıl ve güç kendisinden daha akıllı ve daha güçlü bir sistem tarafından kullanılmaya müsait hale geliyor. Bunun sebebi ise sistem  güçlenip akıllanırken halk uyuşuklaşıyor. yani güçlü ve akıllı bir sistemden halk birşey talep etmezse bu sistem taleplerini gerçekleştirebileceği bir takım mihraklara çalışabilir. Çünkü bu güç kullanılıp daha fazla güce ve paraya tahvil edilmezse bir toplumsal patlama meydana gelir. İşin burasında Obama'nın 7 Nisan'da Türkiyeye gelmesini iyi okumak gerekiyor. Zira Irak'ta hezimete uğramış olan ABD Türkiyenin gücünü hem Irakta hem Afkanistanda kullanmak isteyecektir. Yani bu defa global düzlemde bir Karadul teorisiyle karşılaşmış olacağız. Bu anlamda ister oy kullansın ister kullanmasın her duyarlı insanın Tecavüzcü ve Saldırgan ABD'ye karşı 7 Nisandan önce tedbir alması gerekir. Bu güç başkaları için kullanıldıkça halk güç kaybedecektir. Bu anlamda ABD başkanının Türkiye ziyaretinde dile getireceği talepler önceden kestirildiğine göre bununla ilgili Sivil Toplum Kuruluşları ve diğer duyarlı unsurların harekete geçmesi şarttır. Karadulun yemi olmamak için bu şart.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : sosyalpsikoloji, karadul, siyaset, politika, sistem, küreselleşme, ABD

Tercihlerimiz ve Dayatmalar Arasında Kişiliğimiz

Şu günlerde asker oluyorum. Sistemin kendi kurumlarındaki kişiliksizleştirme politikaları var gündemimde. Bu anlamda bir kardeşime gönderdiğim mailin bir kısmını düşüncelerimi yansıtması cihetinden buraya asıyorum. Bir müddet yorumlara cevap yazamayabilirim. Fakat bu konu ile ilgili yorumlarınızı bekliyorum. Bu yazıma da devam etmek istiyorum. Sistemin insanları atomik hale getirmesi, sistemin zikir anlayışı gibi konular üzerine durmak niyetindeyim.

--------------

 

En falza korktuğum şey bize Allahın verdiği emir ve prensipler ile sistemin çakışması ve benim arada tercih yapmak zorunda kalmam... Gerçekten de bu tür durumlarda onurlu bir tavır sergilemek zordur. Bunun bir esaret olduğunu kabul etsek bile gene de insani olarak ve islami olarak bir duruş sergilemediğimizde sivil hayattaki sözylevlerimiz havada kalır.

 

Zaten sistemin üzerinde çalıştığı çok kritik bir nokta var. Bu nokta insanları gerek okul ve gerekse askeri kurumlar gibi yerlerde kişiliksizleştirme ve kendi ile çelişik duruma sokma.

 

Tercih yapmak kişik göstermektir ve Allah bizden bilerek ve isteyerek bütün riskleri göze alarak tercih yapmamızı ister. Sürekli İnsanı diğer varlıklardan üstün kılan bir özellik olarak iradeli olmasını gösteriyoruz. İrade sadece iyi ve doğruyu yanlış ve kötüden ayırmak anlamında değil aynı zamanda elinde bulunan bu verileri değerlendirerek ve bütün riskleri göz önüne alarak bir tercihte (ihtiyar)(ihtiyar ve irade birbirine kenetlenmiş et ve tırnak gibidir.) bulunmaktır. Allahın en sevdiği iman said'in babasından miras aldığı iman değil, İbrahimin irade göstererek ve risklerini göze alarak iman etmesidir. Said'in İbrahim gibi olmasının tek yolu babasının dinini bırakarak müslüman olmasıdır. Aslında saidin babası da kamil bir müslümandır. Fakat babasından devraldığı müslümanlık babasının müslümanlığıdır. İşte, kişilik göstermek ve tam anlamıyla müslüman olamak babasından aldığı verileride değerlendirerek (kuran, hadisler, sünnet, bidatler, dogmalar, galatı meşhurlar, maruflar, münkerler) ve sorgulayarak gerçekten künhüne vararak iman etmesidir. Gerçek İmana  kamilen sahip olmak demek kendi yorumlayabileceğin, harcını kendinin kardığı, hamurunu kendinin yoğurduğu bir imana sahip olmaktır. Gerçek imana ermek babasının kâbesinden ayrılmak ve kendi beytini inşaa etmektir. Temelleri iman ile karılmış her tuğlası ve her çakıl taşı sana ait olan bu iman binası, babanın kâbesinden kalmandan çok daha iyidir ve çok daha gerçek bir imandır. İşte bu beyti ancak tercih ederek ve irade koyarak oluşturabilirsin. Bir öğrencinin bir matematik sorusunu cevabıyla beraber ezberleyerek sürekli yapması ile onun formülünü ezberleyip künhüne varması ve o konu ile ilgili gelecek bütün soruları cevaplayabilmesi arasındaki fark birşeyi ezberlemekle veya miras almakla, bir şeyi bilmek ve onun künhüne varmak arasındaki farkı gösterir. Tercih Allaha iman ederken en önemli şeydir. İman sen tercih etmişsen imandır, baban senin için tercih ettiğinde değil. Sistem ise senin tercihlerine müdahale ederek yaşamın ve kalbinin ikiye ayrılmasını amaçlar. Tevhid sadece Allahın birliği değil aynı zamanda bütünlük ve tutarlılıktır. İmanla Amel birlikteliği bir tevhiddir. Bunların tutarsızlığı tevhid inancını yaralar. Akıl ve kalp birlikteliği de bir tevhiddir. Bunların bölünmesi vücdun tevhidine de zararlıdır, dinin tevhidine de zararlıdır. Sistem ise insanı parçalar ve bir anlamda bu tevhidi bütünlüğü sürekli baltalar. Bu türden dinamikleri sürekli ayrılığa sokmaya çalışır. Bu bir fesat çabasıdır. Bu sudaki tevhidin bozulması gibi zararlıdır. Okisjen ve Hidorojenin tevhidini bozup onları yakıcı hale getirmek ve eşyanın aslını bozmak nasıl zulüm ise bunun gibi Akıl ve kalbi ayırmak, iman ve ameli ayrımakta bir bütünlüğü, bit tutarlılığı bozmaktır ve dolayısıyla bu da büyük bir zulümdür.

 

Sistemin orataya çıkardığı ikilem aslında müslümanların kişiliklerinin zeminini dinamitlemeye yönelik olduğu ayan beyan ortadadır. Yoksa birinin başörtü takması onlar için pek önemli değildir. Ne zaman ki başörtüsü asıl değerini yitirir ve bir moda malzemesi olur, insanların iradesi ile değil modanın iradesiyle içi boşaltılarak oraya konulmuş ve bir mini etekten farkı olmayan kumaş malzemesi haline gelirse o zaman sistem başörtüsünden razı olacaktır. Çünkü ortada insanın kişilik göstermesi yoktur. Kişikili ve onurlu insanlar sisteme zarar verirler ve en büyük tehlikedirler. Bunun gibi orduda yada diğer kamu kurumlarında ortaya konulan kişiliksizleştirme çalışmaları gerek müslümanalar olsun gerekse diğer ideoloji mensupları olsun hepsine yönelik yapılmış bir robotlaştırma faaliyetidir. Tevhidi bozmaya yönelik bir zulümdür.

 

Gençlerin hırsızlık yapmaları, fuhşa bulaşmaları, uyuşturucu kullanmaları onlar için hiç önemli değildir. Çünkü bunlar birşeyleri düzeltmek için kendi fikirlerini ve tercihlerini ortaya koymaktan aciz insanlardır. Bu anlamda en baştan robotlaşmış, yanıbaşındaki insanları duyumsamayan bu insanların ne yaptıkları sistemi ilgilendirmez. Sistem Başörtü takan bir kızın inançları ile çelişkiye düşerek kendi tercihini yani kişiliğini bir tarafa bırakarak yani başörtüsünü çıkararak okumasısını ister. Hiçbir irade belirtisine tahammül edemez. Bunun adı peruk takmak dahi olsa -ki peruk takmak aynı zamanda gene bir kişilik dejenerasyonuna işaret eder-. Ne şiş yansın ne kebap anlayışı bir kişikik aşınması olmakla beraber gene de bir tercih koyma yetisini gösterir bu yüzden buna bile razı olmaz. Sistem insanlardan motamot kulluk ister yani sistemin de bir tevhid anlayışı (!) vardır ve kendinin yanında ona Allahı ortak koşmamızı istemez. Allah bu konuda insanları kulluğa zorlamazken sistem insanları kendine kulluğa zorlar. Elbette askerlik yaparken de yapılan bir takım yeminler, konuşulması gerekirken konuşulmayacak şeyler, yapılması gerekirken yapılmayan şeyler bizim kişiliğimize derin bir çizik atacak ve belki ömrümüz boyunca boğazımıza bir yumruk gibi tıkanacaktır. Bir gün sistemin karşısında onurla durmamız gerektiğinde işte bunlar hatırlanacak ve bir kere daha lanet okunacaktır bütün müstekbirlere ...

 

Aslında böyle uzun bir yazı yazmak niyetinde değildim. Ama bir anda sanki yaralarım deşildi ve içinden ifrazat boşaldı. Bilemiyorum belki 15 ay boyunca bir yerlerim şişecek vücudum ifrazat toplayacak ve kalbim en derin noktasından yaralar alacak. Bu sabredilmesi güç bir esaret benim için. Allahtan beni bu şekilde kişiliğimle imtihan etmemesini dilerim. Belki de çok ince eleyip sık dokuyorum. Belki de kendimi bir esir olarak kabul etmeli ve bana verilen her işi yapmalıyım. Fakat ya boğazıma yumruk gibi taklıcağından emin olduğum kişiliğim. Bir barak soğuk su ile geçebilecek bir sinir harbi gibi görünmüyor. Şimdi örtülerini çıkardıktan sonra psikolojileri bozulan bacılarımı daha iyi anlayabiliyorum. Bunlar tabi benim hiç askerlik yapmamış bir müslüman olarak korkularım. Beliki de hiç böyle birşeyle karşılaşmayacağım. Her halukarda Allahtan hayır isteriz. Hayır Allahın elindedir ve o kalpleri elinde tutandır. Nihai hüküm Allahın elindedir, insanların hükümleri geçicidir. Allahın yargılaması ise pek adildir. Allah hesapları çabuk görendir tevbeleri kabul eden rahimdir.

 

Selam ve dua ile...

Allah'a emanet olun. zira o emanetlerini asla zayi etmez. Esenlik yurdunda buluşmak dileği ile...

Yorum (2) Yorum yaz! | Etiketler : Sistem, dayatma, zulüm, askerlik, yemin, zikir, kişilik, iman, takva, tercih, tevhid

Protesto mesajları

Bilge Kral Aliya Blogunu ziyaret eden Arkadaşlar, Eğer dilerlerse Başörtüsü Yasağı protestosu için aşağıdaki metinleri Kullanablilirler....

 

Danıştaya!

Başörtüsü yasağını kınıyorum! Siz Adalet sistemeinin başında duranlar. Bu dünya hayatının geçici olduğunu unuttunuz. Yaşadığınız bir geçimlik 60-70 yıl için, tüm ahiretinizi mahvettiniz. Siz bakmazmısınız ki Allah yeri ve göğü nasıl bir mizan (Adalet ile) yaratmıştır. o bu mizanı terketmiş olsa bütün kaniat fesada uğrar. Allah Adaleti hiçbir zaman terketmedi ve o Adaleti terketmez de... Fakat siz Adaleti terkettiniz ve mizanı bozdunuz. Bakınki Allah size Eller, Ayaklar, gözler vermiştir. Sizi eksiksiz kamil bir insan  olarak siz hiçbirşey değilken sizi yoktan var etmiştir. Akledsiniz diye size Akıl ve kalpler vermiştir. Hala nankörlük etmeye devammı edeceksiniz?. Eğer mizanı bozmaya ve yeryüzünde bozgunculuk ve fesada devam ederseniz. Bilinki Allah yaptıklarınızdan haberdardır. O sizi Belli bir vakte kadar ertelemektedir. Zalimlerin onun yanında hiçbir yardımcıları yoktur. Onlardan ne fidye kabul edilir ne de kimse onları Allahın Azabından korumak için referans olur. Gelin yeryüzünde Adil olun ve insanlara zulmetmeyi onlara sırf "Rabbimiz Allahtır" dedikleri için zulmetmeyi bırakın. Yoksa sizin için can yakıcı bir günün azabından korkarım. Size Adil olmanız emredildiği halde siz Adaletin bel kemiğini kırdınız. Halbuki siz adil olsanız üzerinde yetki sahibi olduğunuz her kurum her belde ihya olacaktır. Zulmünüzle bize bu dünyayı kararttığınız için Allah ta sizin yüzlerinizi kara çıkarsın. Fakat vazgeçmeniz başka, Allah tevbe eden ve yaptığı kötülükten dönen herkesi Affeder, o bağışlaması bol olandır çokça merhamet edendir. Unutmayınki sizi ayartanlar yaptıklarınızı süslü göstermiştir. Halbuki yaptıklarınız yeryüzünde ekini ve nesli mahvediyor. Siz farkında değilmisiniz ki gençler Üniversitelerde ve diğer hangi bataklıklarda kendilerini heba ediyorlar ve onlar bize hiçbir gelecek vadetmiyorlar. Gelin Bu zulmünüzden vazgeçin, Kulları olduklarınızı bırakıp Allah'a dönün, Çünkü Allah  kendisine Kul olunmaya en layık olandır. Bunlar bir öğüt ve hatırlatmadır. Dileyen hakkın tarafına geçer ve kurtulur dileyen batılı tercih eder ve batar. Selam Hakka teslim olanlaradır. Onlar en karlı ticareti yapanlardır. Onların varacakları yerler sizin meydana getirdiğiniz bu pislik dünyanızdan kıyaslanamayacak derecede güzel olacak, onlar orada üzülmezlerde. Bu vesile ile Başörtüsü, İmam Hatip ve Daha nice sayamaığım zulümlerinizi kınıyorum. Bu bir hatılatmadır. Benim de sizinde ne zaman bu dünyayı terkedeceğimiz belli değildir. Fakat herbirimizin yaptığımız işlerden dolayı hesaba çekilecekleri kesindir.

//---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

İnsan Hakları Komisyonuna!

Siz Adaleti telkin etmek ve mazlumların haklarınız gözetmek üzere bu makamda bulunuyorsunuz. Fakat einizde çözdüğünüz bir tek İnsan Hakkı problemi varmı Bilmiyorum. Doğrusu ben sizin Bu sistemin çarklarının dişlilerinden biri olduğunuzu zannediyorum. Siz orada dururken hala insalara zulmediliyor ve hala birileri inandıkları ve sırf “Rabbim Allahtır” dedikleri için, okuyamıyor, çalışamıyor, sokağa çıkamıoyorsa bu sizin bir ayıbınızdir. Bize onların bir kuklası olmadığınızı ve Adaleti ayakta tutmak üzere orda olduğunuzu isbat edin. Bir insan hakkı preoblemi olan başörtüsü problemini dile getirin. Siz “Hakkı ayakta tutan Adil şahitler olun” ki Allah sizi mükafatlandırsın. Eğer bunu yapmaz ve birilerine sırf korktuğunuz veya azıcık dünya menfaatiniz elinizden gidecek diye itaat ederseniz. Kendisine itaat edilmeye en layık olan Allah hakkınızdaki hükmü verinceye kadar zillet içinde bekleyin. Benim size tavsiyem Sadece Allah’a kulluk edin. Çünkü Allah kendisine kul olunmaya en layık olanlardır. O hiçbir kulun Hakkına göz dikmez. Zaten onları hiçbirşey değillerken yaratıp, onlara güzel sureler bahşeden ve bunlarla beraber onlara Hak ve sorumluluklar yükleyen Allahtır. Başörtüsü zulmüne sessiz kalmayın ve Bununla beraber daha nice insan hakları ve zulümlere de sessiz kalmayın. Bu güne kadar müdahale etmediğiniz ve onların zulmüne bu sûretle ortak olduğunuz için sizi kınıyorum. Fakat dönerseniz başka. Allah yaptığı zulümden geri dönenleri sever ve tevbe edenleri bağışlar. Allah Affı ve Merhameti Gazabını geçmiş olandır.

//---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

MEB’e!

İnanma hürriyetinin en temel haklarımızdan olduğunu öğretndiğimizde Millî eğitimin sıralarındaydık. Fakat bu konuda enbüyük haksızlığı görüyoruz ki Millî eğitim yapmaktadır. Bizim size karşı hiçbir sorumluluğumuz yoktur. Fakat biz Rabbimize karşı sorumluyuz. Sırf bu sorumluluk bilinciyle hareket etmemizden dolayı mı bizi okullarımızdan ettiniz. Yazık ki bu ilkesizliğiniz sizin içerisinde bulunduğunuz, yönettiğiniz kurumları fesada uğratmıştır. Üzerinde adlatle oturasınız diye size verilen koltuklar (makamlar) ne yazık ki adaletin mezarı olmuş ve tüm zalimlikler oradan zuhur etmiştir. Eğitimde fırsat eşitliği var dediğiniz halde kendi ellerinizle yaptığınız puttan helvaları yemekten çekinmediniz. İnsanları koyduğu kanunlara boyun eğidiniz de Hakkı ayakta tutmayı bıraktınız. Muhakkak siz hevanıza uymuş azgın insalarsınız. Bu azgınlığınız size yaptığınız işleri süslü göstermiştir.Eğer yaptığınız bu işten vazgeçmezseniz ve Hala “Haydi Kızlar Okula” kanpanyasını desteklerdiğiniz halde kızlarınızı Diri Diri toprağa gömmeye devam ederseniz. (Zira İnanma Hakkı Hayat Hakkı kadar sağlam ve sabit bir haktır) “Diri Diri toprağa gömülen kız çocuğuna sorulduğu zaman hangi suçtan öldürüldü diye” işte o zaman hesaplarınız dürülecek ve Bu kızlar ve daha nice zulmettikleriniz muhakkak yakanızı silkeleyecektir. Böyle bir günden korkmazmısınız. Şunu hçbir zaman unutmayın ki Dünya hayatı kısa bir geçimliktir, Muhakkak bundan sonra zulümleriniz sebebiyle Rabbinizin karşısına çıkacaksınız. Hesap vermekten korktuğunuz Amirleriniz mi hesap sormada daha zorludur, Yoksa Allah mı? Elbetteki Allah hesap sormada çok çetindir. Biz sizi Allah’a havale ediyoruz. Yaptığınız zulümler sebebiyle sizi ve zulümlerinizi kınıyoruz. Biz yapılan hiçbir Haksızlık karşısında sessiz durmayacağız. Bunu yapan Babamız olsa bile müdahale edeceğiz. Zira biz büyük bir günün azabından korkarız.Fert fert, kurum kurum, yaptığınız hatadan dönün eğer böyle yaparsanız. Öncekiler öncede kalmıştır, Bütün yaptığınız kötülük ve zulümlerinizden dönerseniz Allah mağfireti bol olandır. O hesap sormada çok çetindir. Bu suretle Gerek Millî eğitimden gerekse diğer bütün kurum ve kuruluşlardan sadır olan Başörtsü ve diğer zulümleri kınıyor ve bu menfur hukuk cinayetlerini nefret ve şiddetle lanetliyorum.

//--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Cumhurun Razı olmadığı Cumhurbaşkanlığına

Yıllarca bu halkın değerlerini hiçe sayan siz Cumhurbaşkanlığı makamını, Başörtüsü, İmam-Hatip ve diğer desteklediğiniz görmediğiniz veya sümenaltı yaptığınız zulümler konusunda kınıyorum. Bu zulme ortak olanları, sesleri yettiği halde ses çıkartmayanları, güçleri yettiği halde müdahale etmeyenleri, bütün varlığımımla kınıyorum. Cumhurdan habersiz bir cumhurbaşkanlığını kınıyoruz. Bulunduğunuz yer sizin insanlar arasında adil olmanızı ve onların en temel haklarını iade etmenizi ve bu haklara göz dikmemenizi gerektir.  Bir şekilde bu zulme engel olabilecek bir konumdayken bu zulme engel olmadığınızdan dolayı bir gün hiç hesaba çekilmeden mazlumların haklarıyla yok olup gideceğinizimi zannediyorsunuz. Muhakka bu uzak bir zandır. Adil olan Allah Mazlumların ahlarını asla hesapsız bırakmayacaktır. Bu anlamda bu makamı bir adaletsizliğe son vermek için elinden geleni yapmaya davet ediyorum. İnsanlara sırf “Rabbim Allahtır” dedikleri için, hemde kendi ülkelerinde, hemde en fazla üzerinde haksahibi oldukları ülkelerinde zulmetme hakkını kim verdi. Onların ataları babaları, bu topraklar üzerinde sırf inançlarının egemenliği için can vermişken, onların inançalarının bu ülkede yasaklanması onların haklarının gaspı değilmidir. Devlet diye insanların güvendiği bir kurum gâsıp olabilir mi? Gelin yaşayacağınız bir geçimlik ömür için ahiretinizi feda etmeyin. Sonu gelmeyecek bir günün şiddetinden korkun, ki o kimseye zulmedilmez. O gün kimsenin Allah’ın yanında bir referansı da olmaz. Siz hiçbir hak sorulmayacak, her zalim yaptıkları ile kalacak, mazlumlar mazlum olarak ölecekler ve bu dünya zulüm üzerine devam edecek ve yok olup gidecek de dünyayı bir Mizan üzere yaratan Allah hiçbir hesap sormayacak mı zannedersiniz. Bunlar bir öğüt ve hatrlatmadan başka nedir ki? Umulurki yaptığınız hatadan dönersiniz. İnsanların canlarına kıyanları hiç hakkı olmadığı halde affen bir makam, açık bir zulme nasıl seyirci kalır. Sizi vicdanlarınızla başbaşa bırakıyorum. Yapılan ister başörtüsü zulmü olsun, ister İmam-Hatipliler ve buyüzden meslek lislerilere yapılan zulüm olsun, ister hapishanelerde tecrite bırakılan insanlar olsun, isterse ülkenin topraklarının karış karış yabancılara satılması olsun, bütün bu zulümleri kınıyorum.

//---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

YOKolası YÖK’e

Şunu herkes, tarafların herbiri, biz de siz de, yani halk ve siz biliyorsunuz ki, hangi çevre, hangi topluluk olursa olsun sizden memnun değil, YÖK diye isimlerndirilen kurumun bu ülkey zarardan başka birşey getirdiği görülmemiştir. İnsanların icraatlarından ziyade, bu ülkeyi de insanlığıda hiçbir yere götürmeyecek bağnaz ve kıt görüşlü bir ideolojik kafa ile hareket edilmiştir bu kurumda. Bir referandum halinde bu kurum bütün herkesin ittifakıyla tarihin çöplüğünde yerini alacaktır. Fakat bu size bir kınama olmakla beraber halkın bir hatırlatmasıdır. Mademki o kurum var ve mademki birileri o kurumun başındadır. Bu kurum halkla savaşmayı bırakmalı ve Bilim teknik üretmelidir. Üniverditeleriniz dünya başarı sıralamasının çok altında yakında üçüncü dünya ülkelerinden eğitim dersleri alacağız. Nerdeden eğitim dersi alırsanız alın bu kafa değişmedikçe ilerlemek ve bir yere gelmek imkansızdır. Hoş ilerlemeyi ve bu ülkeyi bir yerlere getirmeyi  ne kadar istediğiniz meçhul. Bu kurumu ve insan haklarına saygı göstermeyen diğer kişi, kurum ve kuruluşları mütemadiyen devam eden bir ihanet içinde görüyorum ve tekrar ediyorum zulmetmeyi bırakın ve halkla savaşayı bırakın. Zandan ibaret olan ve bilim diye insanlı uyuttuğunuz şeyleri de bırakın. Yıllardır imkansızlığı isbat edile dura teorilerin kuyruğundan tutarak bu ülkeyi nerenelere getirdiniz açıkça ortadadır. Düşününki siz hiçbirşey değilken Allah sizi yoktan var etti ve sizi kamil bir insan yaptı (beden olarak) size eller, ayaklar, gözler verdi. Dünyanızı yaşanır kıldı ve size onu göresiniz ve akledesiniz diye etradınıza mucizeleri koydu. Geceyle gündüzün ardarda gelmesinde, dahğların yaratılışında, dünyanın hiçbir dayanağa tutunmada güneşin etrafında dönmesinde akletmek ve inanmak isteyenler için ibretler doludur. Allah güneşi üzerinize bir kandil, Ayı da bir ışık yapmıştır, gökleri yıldızlarla süslemiş ve herşeyi bir ölçüye göre yaratmıştır. Bunları anlayasınız diye siz akıl ve Kalpler veren Allah ne yücedir ve muhakkak o noksan sıfatlardan münezzeh kendisine boyun eğilmeye en layık olandır. O halde bırakın Allahtan başka boyun eğdiklerinizi, bırakın sizi zulme sevk edenleri. Eğer bunu yapmaz ve zulmetmeye devam ederseniz, Allah’ın sizi zulmünüzle bırakacağını mı zannediyorsunuz. Allah hesabı çok çabuk görendir. O sizi de bizi de bir vakte kadar erteliyor. O hesaba çekme konusunda aceleci değildir. Bu sizin yaptıklarınınzdan vazgeçmeniz ve öğüt almanız içindir. Şüphe yok ki kim zulmetmekten vazgeçerse onlar için Allah bağışlayıcıcır. Merhameti bol olandır. Sizden ve zulümlerinizden Alemlerin Rabbine sığınırız. Tüm güç ve egemenlik kayıtsız şartsız Allahındır. Bunu yakında biz de göreceğiz sizde... Özellikle başörtüsüz zulmü olmak üzere kurumunuzca yapılan ve diğer bütün kurumlarca bütün zulümleri kınıyorum.

//---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bülent Arınç’a

Yıllardır bu ülkenin insanları, insandıkları insanlardan darbe yediler. Sürekli inançlarıyla alay edili, kendi kanlarıyla elde ettikleri ve canları pahasına teslim etmedikleri ülkelerinde tıpkı bir zamanlar firavnun yaptığı gibi zulme uğradılar. Fakat bu kez firavnun yaptığından daha kötü bir zulüm var. O zulmettiği kavmin erkeklerini öldürüyordu Şimdi ise hem kadınlar öldürülüyor (İnancı kişinin yaşam hakkıyla aynı mesabede temel bir hakktır), Erkekler öldürülüyor. Bir nesil ortadan kaldırılıyor. Burada bir soykırımın olduğu açıktır. İyiler her zaman faydalı olanlar ortadan kaldırılıyor. Bahçe zararlı otlara teslim ediliyor. Bu ülkede köpekler serbest bırakılırken taşlar bağlanıyor. Burada açık bir artniyetin olduğu kesindir. Buna müdahale etme gücü olup müdahale etmeyen kim olursa olsun sorumludur. Ses çıkarabilecek gücü varken ses çıkarmayanlar sorumludur. Birgün muhakkak Hakkın önünde boyunları bükük beklemeye mahkumdurlar. O gün onlar hiçbir müjde bekleyemezler. Kendi inançaları ellerinden alınırken elinde bulunan makanları değerlendirmeyen insanların ismini varın siz koyun. Eğer bu sebeple Allah bize azab ederse sadece zulmedenler azaba uğramazlar, bu zulüm karşısında sessiz kalanlar, ellerinden üç günlük dünyalık makamı gitmesin diye ses çıkartmayanlar da nasiplenirler. Yoksa siz de kendilerine güç ve ikridar verildikten sonra ekini ve nesli mahvedenlerden mi olacakısınız? Allah’ın onlar için ne hazırladığını da bilip dururken buna devammı edeceksiniz. Milletin meclisi olmaktan çok uzaklaşmış bu güruh içerisinde bu zulme sessiz kalanlardan olmamanızı diliyoruz. Haklı davamızda sonuna kadar yürüyeceğiz. Kişilerin veya Kurumların bu konuda bizi engelellemelerine Allahın izniyle müsade etmeyeceğiz. Bu suretle Gerek makamınızdan sadır olan gerekse tüm kurumlardan sadır olan bütün zulümler ve hasseten şu anda inanan insanların üzerine kara bir bulut gibi çöken başörtüsü zulmünü esfle kınıyorum.

//---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Anayasa mahkemesine

Şunu unutmayın ki biz insan yapımı kanunların insanları olması gereken insanı kamil makamından aşşağıların en aşşağısına çektiğini sürekli gördük. Bu anlamda zaafları yanılgıları olan insanların kanunlarından adaletli olmasını beklemek safdillik olur. Nitekim Türkiyedeki Adalet kurumu ve işleyişi yukarıda belirtilen tezi defaatle doğrulamış. İnsalara adalet dağıtma iddiasıyla ortaya çıkarılan bir kurum insanlara kendi halkına ve bu halkın değerlerine karşı mütemadiyen duyarsız kalmıştır. Yargının bağkımsızlığı tartışmasının ayyuka çıktığı ülkemizde bu kurumdan nasıl adalet beklenebilir. O  halde bu kurumun davet edilmesi gereken yegane şey kuruluş amacına aykırı davaranmaması ve herbiri ayrı bir facia olan karar ve ictihatlarına bir yenisinin daha eklenmesidir. Adalet kurumları insanların temel hak ve hürriyetlerini kendilerine teslim etmek için varken; insanın en temel hakkı olan inanç hürriyetini bu beşeri adalet sisteminin görmemesi ancak ve ancak birşeyle izah edilebilir, o da artniyet ve zulümdür. Adaletin temsilcsi olduğunu iddia eden bu makam bir gün kendisini de yargılayacak Hakimlerin  hakimi olan Allah’tan sakınsın. Zira o hükmettiğinde adaletten kıl kadat ayrılmaz. Zulmedenleri ise cezalandırmada çok şiddetlidir. Siz hiç zannedermisiniz ki ölmeyecek ve bu dünyayı teketmeyeceksiniz. Muhakkak en sağlam kalelerin arkasına da saklansanız ölüm sizi gelip bulacak ve hesap vermek üzere Allahın karşısına çaıkarılacaksınız. O günde insanlara haksızlık edenlerin, ben adalet mekanizmasının bel keniğiyim deyipte adaletin belini kıranların, onlara ses çıkartmayanların, destekçilerinin yardajkçılarının, pohpohçularının, onlara zulmetmelerini emredenlerin, emre boyun eğenlerin her birinin hiçbir yardımcısı yoktur. O gün Allahtan başka bütün boyun eğdikleriniz sizi terkedecek ve siz o yüzünüzü kara çıkartacak kitabınızla başbaşa bırakılacaksınız. İşte o gün kendini yargılama konusunda insan bile kendine yeter. İnsan o gün der ki “bu nasl bir kitaptır ki hiçbirşeyi eksik bırakmamış”. Ey hakimler Adaletle hükmedin, zulmetmeyein, Allah zulmedenleri sevmez, o günde de zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. Biz inanlar için ise her konuda olduğu gibi hüküm verme konusunda da Allah yeter. Arkalarında “Adalet Mülkün Temelidir”  yazıpta adalete de mülke de enbüyük zulmü yapanlara da Allah yeter. Düşünün ki bu kadar insanın hakkı sizin boynunuzdadır. Siz nasıl hesap vereceksiniz. Biz deriz ki gelin hatanızdan dönün, bırakın bu halkla ve derğerleiyle savaşmayı, bırakın insanlara zulmetmeyi, Adletle savaşmayı bırakın. Eğer bırakırsanız Allah affedicidir. Bari kendi helvadan putlarınızı yemeyin. Hani demokrasi demiştiniz, Hani insan Hakları demişitiniz, Bırakın bu ilkesizce tavrınızı.... Bu vesile ile tarafınızdan, makamınızdan, kurumlarınızdan sadır olan bütün zulüm nevinden şeyleri kınıyorum. Özellikle de Başörtüsü zulmünü.

//---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Abdullah Gül’e

Yıllardır bu ülkenin insanları, insandıkları insanlardan darbe yediler. Sürekli inançlarıyla alay edili, kendi kanlarıyla elde ettikleri ve canları pahasına teslim etmedikleri ülkelerinde tıpkı bir zamanlar firavnun yaptığı gibi zulme uğradılar. Fakat bu kez firavnun yaptığından daha kötü bir zulüm var. O zulmettiği kavmin erkeklerini öldürüyordu Şimdi ise hem kadınlar öldürülüyor (İnancı kişinin yaşam hakkıyla aynı mesabede temel bir hakktır), Erkekler öldürülüyor. Bir nesil ortadan kaldırılıyor. Burada bir soykırımın olduğu açıktır. İyiler her zaman faydalı olanlar ortadan kaldırılıyor. Bahçe zararlı otlara teslim ediliyor. Bu ülkede köpekler serbest bırakılırken taşlar bağlanıyor. Burada açık bir artniyetin olduğu kesindir. Buna müdahale etme gücü olup müdahale etmeyen kim olursa olsun sorumludur. Ses çıkarabilecek gücü varken ses çıkarmayanlar sorumludur. Birgün muhakkak Hakkın önünde boyunları bükük beklemeye mahkumdurlar. O gün onlar hiçbir müjde bekleyemezler. Kendi inançaları ellerinden alınırken elinde bulunan makanları değerlendirmeyen insanların ismini varın siz koyun. Eğer bu sebeple Allah bize azab ederse sadece zulmedenler azaba uğramazlar, bu zulüm karşısında sessiz kalanlar, ellerinden üç günlük dünyalık makamı gitmesin diye ses çıkartmayanlar da nasiplenirler. Yoksa siz de kendilerine güç ve ikridar verildikten sonra ekini ve nesli mahvedenlerden mi olacakısınız? Allah’ın onlar için ne hazırladığını da bilip dururken buna devammı edeceksiniz. Milletin meclisi olmaktan çok uzaklaşmış bu güruh içerisinde bu zulme sessiz kalanlardan olmamanızı diliyoruz. Haklı davamızda sonuna kadar yürüyeceğiz. Kişilerin veya Kurumların bu konuda bizi engelellemelerine Allahın izniyle müsade etmeyeceğiz. Bu suretle Gerek makamınızdan sadır olan gerekse tüm kurumlardan sadır olan bütün zulümler ve hasseten şu anda inanan insanların üzerine kara bir bulut gibi çöken başörtüsü zulmünü esfle kınıyorum.

//---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Millet vekillerinin tamamına!

Siz ki milletin vekilisiniz ve Bu millet sizi kendilerini temsil etmek üzere oraya göndermiştir. Nasıl bu insanlar isteyip dururken siz onların doğuştan elde ettikleri ve kimsenin tekelinde olmayan, en az hayat hakları kadar kıymetli olan inanma haklarına saygı göstermezsiniz. Yoksa siz tamamen -gerek muhalefetten gerekse iktidardan olsun- siz bu halkı, gözlerinin içine baka baka kandırdınız mı? Adalet diye bahsettiğiniz şeyi bu üleke unutalı uzun yıllar oluyor. Fakat öz benliklerinde bulunan Özgürlükleri asla onları haklarından vaz geçirmeyecektir. Şimdi sizi davat ettiğimiz şeye dikkatle bakın belki vicdanlarınızda bundan yana bir yankı işitirsiniz. Ölüm sizin herbirinizi güçlü kalelerin arkasına saklansanızda yakalayacak ve hiçbir zaman Adaletsizlik yapmayan, dünyayıda sizi de bir ince hesap, bir mizan, bir adaletle yaratan Allah’ın karşısına çıkaracaktır. Hiç ölmeyen insan gördünüz mü? Hayır göremezsiniz çünkü ölümü her canlı tadacakktır. Bilinki dünyada hiçbirşey baki değildir. Siz hiçbirşey değilken ve ne olduğunuzu dahi bilmezken sizi bir kan pıhtısından, bir embriyodan yaratan Allah elbetteki sizi kimin iyilik, kimin kötülük ve adaletsizlik yapacağını sınamak için buraya göndermiştir. Fakat görüldüğü kadarıyla siz sadece kendi nefsinize zulmetmekle kalmamış aynı zamanda insaların herbirine de zulmettmişsiniz. Ne olmasını bekliyorsunuz. Bu dünyada yaşayıp tüm zulümlerinizi yaptıktan sonra hiçbir hersap sorulmadan yok olup gitmeyi mi? Hayır! Allah sizin içten içe yaptığını bu benzetmelerden ve diğer tüm benzetmelerinizden münezzehtir. Gelin zulüm üzerinde birlik olmayın ve adaletle hükmedin. Eğer vazgeçerseniz bilin ki Allah Adaletli olanları sever. Allah mağfireti, Affediciliği bol olandır. Onun merhameti gazabını aşmıştır. Gelin elinizdeyken gerek başörtüsü zulmü olsun, gerekse kendinizden ve bulunduğunuz makamdan sadır olan bütün zulümleri bırakın. Biz gerek sizden, gerekse kurum, kuruluş, ve herneniz varsa onlardan sadır olan bütün zulümlerinizi esefle kınıyoruz. Özellikle de üzerimize bir karabasan gibi çöken ve bu toprakları ileriye taşımamızı ve öncü bir medeniyet kurmamızı engelleyen başörtüsü zulmünü kınıyoruz. Elbetteki ilerlemenin önüne konulmuş bu takoz, enbüyük gericilik ve en büyük geri kafalılıktır.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler :

Gelin Bir Zulme

www.guledergi.net "zulmü protesto için buradaki maili doldurup yanda mailleri verilen yerlere gönderin."

Bu karikatür Krizinden daha büyük bir zulümdür. Çünkü onu müslüman olmayanlar yapmıştır. Bu zulüm ise Müslüman bir ülkede, Halkın vicdanı hiçe sayılarak yapılıyor.
BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜNÜ PROTESTO EDELİM. Danıştay bu yasağı sokaklara kadar taşımayı planlıyor. Bu insanlara sırf "Rabbim Allahtır" dedikleri için zulmediliyor. Halbuki bu ülkede kurtuluş savaşında onlar yokken Başörtülü kadınlar omuzlarında bilmem kaç kiloluk mermi taşıdılar, silah üretimine yardımcı oldular, Yaralıları tedavi ettiler, Hatta cephede savaştılar. Hiç olmazsa Çocuklarını Allah için cepheye gönderenler bu kadınlardan başkası değildir. OLAYA BU CİHETTEN BAKMAMIŞ OLSAK BİLE İNSANIN HAYAT HAKKI KADAR TEMEL BİR HAKKI OLAN İNANMA VE İNANDIĞI GİBİ İBADET ETME HAKKI ELLERİNDEN ALINIYOR. Ey İnsanlar! Adalet yapın zira Allah adil olanları sever. Zulmetmeyin, Çünkü hiçbir zulüm baki kalıcı değildir. Birgün öleceksiniz ve Yapmanız gerekirken yapmadıklarınızdan, yapmamanız gerekirken yaptıklarınızdan sorumlu olacaksınız.

Ayağa kalk!
boyun eğme!
öylece çakılıp kalma!
küçük kızına en son neyi vadettiğini hatırla!
ayağa kalk!
birşey yap!
bir umudun olsun!
unutma ümit imanın öz kardeşidir...
ayağa kalk!
bişey yap!
bir umudun olsun!
bir etkin olsun!
ardında bıraktığın bir iz olsun...

Başörtüsü yasağını protesto amacıyla bir e-mail de siz gönderin. www.guledergi.net adresindeki banner a tıklayıp mail gönderebilirsiniz. yargıtay, başbakanlık, TBMM, milletvekilleri.. gibi bir çok e-mail adresi sitede var. üzerine tıklayıp mesajını e-mail olarak gönderebiliyorsunuz.

Ayrıca sitelerimize link eklemek için aşağıdaki HTML kodunu sitelerimizde uygun bir yere eklememiz yeterli olacaktır.



selametle...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler :