Ahmet Hakan COŞKUN'A Mail
Hürriyet gazetesinden Ahmet Hakan COŞKUN bundan bir kaç hafta önce "İmam Hatipten Seri katil de çıkar" başlıklı bir yazı yazmıştı. Özet olarak imam hatipli olsa da insanların hatalar yapabileceği yönünde fikirlerini söylemiş ve eğer "İmam hatipten böyle insanlar çıkmaz" şeklinde okulu kutsayan şeyler söylenirse ve bir gün bu türden bir imam hatipli çıkarsa o zaman daha kötü olur mealinde bir yazı yazmış: Yazının linkiaşağıdadır. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/5324955.asp?yazarid=131&gid=61 daha öncesinden Sabah gazetesinden Aslı AYDINTAŞBAŞ'IN "Kızgın adamlar nereye gidecek?" (http://www.sabah.com.tr/2006/10/26/yaz40-50-101.html) başlıklı yazısındaki "Ne din, ne oruç, ne internet, Avrupa Birliği ya da Orhan Pamuk'un Nobel alması umurlarında. Onlar parasız, okumamış, evlenemiyor ve iyi bir iş bulup yükselme umutları az. Pınar Altuğ'a bakıp kızıyor, Kurtlar Vadisi'ni açıp rahatlıyor; zenginleri ya da entelleri görünce cinler tepelerine çıkıyor. " şeklinde bir yeri okuyunca o günlerde seri katillerin yer değiştire değiştire 9 insan öldürdükleri haberleri de yayınlanınca ben bu yazıya bir mail atmak istedim. Ne yazık ki mailim Aslı hanıma ulaşmadı. Bir gün sonrasında Ahmet Hakan COŞKUN köşesinde İmam Hatiperle İlgili o yazıyı yazınca cevabımın onun yazısına daha uygun düştüğünü düşünerek yazıyı gönderdim. Mailimin biraz değişik tam metni aşağıdadır.
-------------------------------------------
Aşağıdaki yazıyı dünkü yazısından dolayı Aslı AYDINTAŞBAŞ hanıma gönderecektim. Fakat bu günkü yazınıza daha uygun düşer diye siz gönderiyorum. Yazınızda imam hatiplilikle övünmeyin, aranızdan seri katil vs. çıkarsa apışıp kalırsınız mealinde sözler söylemişsiniz. Doğrusu ben bizden çıkan başbakanın bizim için hiç çaba sarfetmemesinin apışıp kalmamız için yeterli olduğunu düşünenlerdenim yada Sizin gibi birinin Erken MUMCU'NUN geldiği mekandan bir itirafçı olarak çıkmasını eleştirirken kendinizin kendi çıktığınız ortamla ilgili yazı yazmazsanız konu bulamaycak durumda olmanız da bizi şaşırtıyor. Evet İmam-Hatipten seri katil, tecavüzcü, gaspçı ya da sözünde durmayan Başbakan (Allahtan bu güne kadar oy kullanmadım.) ya da "birilerinin islamcılıktan rant elde ettiğini" yazarak rant elde eden yazarların çıkma ihtimali vardır. Fakat bu ihtimal kendini ancak bir başbakan ve bir yazar için göstermiştir şimdilik. Oysa imam hatiplerin kapatılmasından sonra liselerde artan, ahlaksızlık, şiddet, uyuşturucu bağımlılığı, gasp olaylarını görmemek için ya kör olmak lazım yada bunları göstermemek için insanın gözünü Aydın DOĞAN'IN paraları bürümesi lazım. Birşeyi değerlendirirken % üzerinden de değerlendirmek gerekir. İnsaflı olmak lazım. Düzgün ahlaki eğitim alan ve temelleri kuran olan bir eğitimden geçen insanların böyle şeyler yapma ihtimali ile neredeyse doğrudüzgün hiçbir ahlaki eğitim almamış, öğretmeni televizyon olan, bir kaç satır kitap okumaktan aciz, bu toprakların mayasını oluşturmuş kitaptan bihaber insanların böyle şayler yapma ihtimali bir midir?
Aşağıdaki yazımı ister dikkate alın isterseniz almayın. İsterseniz hiç okumayın. Sizin nereden döndüğünüz hiç umrumda değil, isterseniz bir gazetenin küfürlü manşetlerinden, isterseniz tokalaşmakla ilgili vaazlardan bıkmış olmaktan dönün. Bu din Allahın dinidir ne o gazetenin sahiplerinin ne de müfti ve vaizlerin dini, ne de Ahmet HAKAN'IN babasının dini, islama tabi olanlar yücelir gerisi alçalır. Döndüğünüz nokta gazetlerin, müftilerin dini ise bu beni ilgilendirmez ama bunlardan dönüp gittiğiniz yere ne demeli. Sanki Samimiyetiyle dünyaları kurtaracak Allahın bir veli kulunun gazeresinde yazıyor muş gibi konuşuyorsunuz ya işte bu yüzden sizin rant peşindeki biri olduğunuzu düşünmeden edemiyorum. Gene de kendinize iyi bakın... "Dönmek" kelimesini siz kullandığınız için kullanıyorum kusura bakmayın. ilk durduğunuz nokta neresiydi bilmiyorum bu yüzden dönüp dönmediniğinizi kestirmem de zor.
--------------------------------------------------------------------
Ben bir imam hatipliyim. Belediye otobüslerinde liseli çocukların aşk saçmalıklarını dinleyen, televizyondaki saçmalıkları taklit ettiklerini görüp kahrolan bir imam hatipli… Bizim okullarda kimse bir kız için başka bir çocuğu bıçaklamadı. Bir kız başka bir erkek için arkadaşının saçlarını yolmadı. Bu yüzden tamamen yabancı olduğum bu çocuklara bakıyorum. Onların komşuları ıraktaki olaylardan haberleri var fakat onlardan öyle bir duygu alınmış ki hepsi bir androit gibi olmuşlar. (Ne yazıkki İmam hatipli bir başbakanımız olduğu halde yazıyorum bu yazıyı. Zulme dur demiyenler bizden değildir.)
Televizyonda izlediğim liseli çocuklar, öğretmenini çileden çıkarıp bunu cep telefonu ile internette yayınlayanlar. Öğretmeninin pantolonunu indirenler, sınıfta öğretmen olduğu halde uzuneşek oynayanlar, bilgi fukarası bir yığın lümpen genç… Bir yığın yığın… İşte ben bu çocuklara yabancıyım.
Çünkü biz arkadaşlarımıza “lan” dememeye çalışırdık. Arkadaşımız bizim dostumuzdu “oğlumuz” değil. Oyunlar da oynardık turnuva maçlarımız vardı. Halı saha sahipleri birbirine küfür ede ede maç yapan insanlara bizi örnek gösterirdi. Her birimizin okul mescidinde uzuneşek oynamışlığı vardır. Kim yapmadı ki... biz de arkadaşımızın kafasını yardık. Bizim kafamız da yarıldı. Biz meleğiz demiyorum. Fakat o çocuklar tanınmaz haldeler.
Sonra bizden âşık olanlar da vardı. Erkeklerimizin gözü yerde olurdu. Kızlarımız ha keza yanakları al al… İnanın sevmek en çok bize yakışırdı. Yakın arkadaşımızın haberi olana kadar yüreğimizde bir kor gibi taşırdık onu… Tanımıyorum ben bu liselileri… Aşk ulu orta söylense kirlenecek bir beyaz bez gibiydi bizim için… onlar fütursuzca çiğniyorlar ağızlarında bu sözü sakız gibi. Ürperiyorum…
Okulda önce bize ölçüyü öğretmişlerdi. Elif harfi sakin, kendinden önceki harfin üzerinde üstün varsa o harfi bir elif miktarı uzatırdık. Meddi tabide bir elif miktarı uzatmayı, meddi muttasıl ve munfasılda dört elif miktarı uzatmayı öğrendik. Hüsnü hat dersinde “Edeb ya hu” yazdırıldı öce. Kamış kalemi kâğıda sürerken nefesimizi tutmayı öğrettiler bize, nefesimizden dolayı çizdiğimiz "elif" yamuk olmasın diye.
Zayıf karakterli ve "düzgün" bir eğitim almamış insanlar, ahlaklı olmaktan dolayı çektikleri her ezadan utanırlar herhalde... Ve ahlaksız bir hayatta 9 adam öldürsen bile en fazla müebbet var, belki sonra af var... Sonra üzerindeki kan ve çamur lekesi umurunuzda bile olmuyor... Vicdanını cerrahi bir operasyon sonucunda üstüne kurşun yağdırdığın adamların ortak çabalarıyla aldırıyorsun, oluyor bitiyor.
Namuslu insanlar böyle değildir. Onlar "Dostlarım komşularım ne der? Allahım ben nerede hata yaptım" diye düşünürler.
Diyorum ki biz imam hatipliler... Bilmeyerek ne büyük işler başarmışız... Hem erdemli olmuşuz hem de insanlara erdemli olmayı öğretmişiz. Birileri bize terörist dedi diye dağlara çıkmamışız. İsmet ÖZEL’İN söylediği gibi:
“Kimsenin kölesi değilim/ tarantula yazdılar diye göğsümdeki yaftaya/ tarantulaymış benim adım diyecek değilim/ tam düşecekken tutunduğum tuğlayı/ kendime rabb bellemiyeceğim/ razı değilim beni tanımayan tarihe/ beni sinesine sarmayan/ tabiattan rıza dilenmeyeceğim.” (of not being a jew/ aynı adlı şiir)
Biz diyoruz ki bizim boynumuzdaki yaftalara ne yazdığınız önemli değil. Önemli olan bizim ne olduğumuzdur. Biz seri katil ya da gaspçı değiliz. Biz hortumcu ya da maganda değiliz. Biz çapulcu ya da yağmacı değiliz. Biz Hain ya da kalleş değiliz. Kimsenin arkasında belirmedi gölgemiz. Alnını ağartmaktan başka bir şey yapmadık bu ülkenin... Biz bunlarla övünüyoruz. Yarın biliyorum ki karşımıza bir kaç imam hatipli çıkaracaklar... Bunlar yağmacı bunlar hortumcu diye… Biliyorum ki onların yüzünden bizim iyiliklerimizi erdemlerimizi kimse görmeyecek. Birtakım insanlarda çıkarılanlara bir taraflarıyla gülecekler.
Eğitim sistemine bakın lütfen... İnsanlar düşünmesinler diye uğraştılar ve çabaları sonuç verdi. Ben bir ortaokul talebesiyken öğretmenimle tarih tartıştığımı hatırlarım. Arkadaşlarımızdan birçoğunun o yaşlarda tarihin yalan söylediğinden haberdar olduklarını biliyorum. Zaten bu haberdarlığımız değil mi ki onları deli eden... Biz artık bir şey yapmayacağız; onlar duvar örecekler, önümüze koca setler yapacaklar biz sadece bakacağız... Onlar bizi susuz bırakacaklar, biz sadece bakacağız... Onlar bizi perişan etmek için entrikalar düzecekler biz bakacağız. Sonra çektikleri duvarlarla aslında kendi dünyalarını zindan ettiklerini, Bizim heybemizde su olduğunu ama kendilerinin susuz kaldıklarını, kendi kazdıkları çukurda ve pislikte kendilerinin debelendiklerini görecekler... Biz sadece bakacağız... Gandhi gibi, Gandhinin İngiliz polisinden yediği darbelere aldırmayan kahraman Hinduları gibi sadece bakacağız. Gözlerimizdeki ışık onların duvarlarını tarumar edecek, çorak topraklardan su fışkıracağız. Çünkü biz bereketiz onlar kuraklık, Biz sevinciz onlar keder, Biz mümbitiz onlar çorak, Biz kazanmak için sadece bakacağız, görüşümüz onlarınkinden geniş, onlar kendi kafalarının etrafındaki at gözlüklerini organları zannetmeye devam ettikçe, onlar bakacak fakat gören taraf hep biz olacağız. Onlar yirmi derecelik dar açıları ile bizi değerlendiremeyecek kadar basit yaratıklardır. Biz onlara da geleceğe ve geçmişe de atalara ve yeni nesle de güneşe ve toprağa da köylüye ve şehirliye de yaşlıya ve gence de bilime ve zanna da üç yüz altmış derecelik bir açıyla bakıyoruz. Onlar bizim bakışlarımızın derinliğinden ürpersinler... Çünkü mazlumların bakışı bütün duvarları delecek kadar derindir.
Dün akşam tevafuk bu ya imam hatipten arkadaşlarla konuşuyoruz. Yani bütün zenciler, paryalar bir arada çay içiyoruz, yeni evlenmiş bir arkadaşı ziyaretteyiz. Birisi diyor ki benim puanım kırılmasaydı İstanbul’da tıp fakültesi hariç her bölüme gidebiliyordum. Birisi Türkiye bilmem kaçıncısı olmuş Elazığ’da Elektrik elektronik mühendisliği kazanmış. Biri bilgisayar programcısı olmuş diğeri matbaa öğretmenliği okuyor, bir diğeri işletme okuyor, bir kaçı okula girememiş fakat erdemli duruşundan hiçbir şey kaybetmemiş. Bunca engele rağmen bunca sıkıntıya rağmen helal olsun bize... Bir gün diyorum sırf bizim onurlu duruşumuzdan dolayı yıkılacak bütün duvarlar. Ben Gandhiyi bu yüzden seviyorum... malcolm x bu yüzden değerli benim için... Bu yüzden sistemin önünde eğilelim diye otaya koyduğu herşeye gülüp geçiyoruz... Boynu Hak’tan başkasının önünde eğilmeyenlerin ayaklarının dibine düşecekler...
Biz Gene onurlu olacağız… Şimdi bu ülke sahrada geçireceği kırk yılı beklesin, bir nesil helak olsun da yeni bir nesil gelsin, içinde Talut’un ve Davut’un bulunduğu bir nesil. Küçük ama gücünü haktan alan bir nesil bekliyor bu ülke… Ben ümitliyim dünyayı biz kurtaracağız. Hiçbir zaman mazlumlara doğrultulmuş bir pompalı tüfeğimiz olmayacak… Biz insanların arasına öyle bir kardeşlik tesis edeceğiz ki birinin acısını bir diğeri hissedecek… Bir dünya var bizim kuracağımız, görüyorum hayallerimizden gerçek hayata taşıyor. Bir dünya var bizim kuracağımız, düşünün ki toprak ve güneş bile kardeşimiz olacak. Biz ibrahimiz, yusufuz, musayız, isayız Muhammediz, Gandiyiz, Malcolm’ız, Afrika’da açlıktan ölmek üzere olan da biziz, onlara ekmek ve su verecek olanda biziz… Asamızı yere atacağız ve bütün onların yalanlarını yutacak delillerimiz. Sonra adını özgürlük koyduğumuz çamurdan bir kuş yapacağız ve Allahın izniyle o havalanıp uçacak, bütün özgür insanların kalpleri gibi kanatlarını çırpacak. Bizi ateşe atsalar da yanımıza aşüftelerini, bilmem kaç paralık f.lerini gönderseler de biz “Senden Allaha sığınırım” diyeceğiz. Biz bilgi edinmeden fikir edinmeyeceğiz, bizim fikirlerimizi her zaman bilgeliğimiz şekillendirecek. Bekle bizi çatlamak üzere olan dünya, biliyorum ki meraktan çatlıyorsun… Biz ise sana bakmaya devam ediyoruz… Biz bakacağız ve sen çatlayacaksın… Senin her bir çatlağın yeni bir dünyaya gebe yumurtanın çatlağı gibidir…
Said…
------------------------------------------------------
Bu maili okuyan arkadaşlarımdan birisi kendi okuduğu imam hatipte çok iç açıcı şeylerin olmadığını yazmıştı. Aslında yukarıdaki yazının ifade etmek istediği imam-hatip liselerinden çıkanların sütten çıkmış ak kaşık olmaları değildir. Problem bir orantı problemidir. Yani imam-hatipten de çıkabilir ama diğer liselere göre az çıkar. Eğer İmam-Hatipten çıkmaz demiş olursak bu okullardan mezun olan yüzbinlerce insanın her birine kefil olmuş oluruz ki bu mantıksızdır. Sonuçta orada okuyanlar da insan ve her insan kendisine verilen eğitimle kamil insan olacak diye bir kaide yok. Yarın bir gün bir kaç imam hatipli birilerini suçsuz yere öldürmüş olsa bu orantı bozulmayacak. Çünkü gerçekten de liselerdeki şiddet olayları çok korkutucu boyutlarda, ortantıya baktığınızda bu imam hatiplerde daha azdır.
İleride şöyle birşey olabilir. Bir kaç imam hatipli suç işler Ahmet Hakan da "Ben bu yazıyı yazdığımda imam-hatibi kutsayanlar bana şu şekilde karşı çımışlardı, bakın ben haklı çıktım diyebilir." Ben zaten onun haksız olduğunu söylemiyorum. Fakat orantıyı gözetmeden yazığını söylüyorum. Bu gün gene haberlerde liselerdeki şiddete değinilmiş: http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=200606 bu haberler her gün var fakat bunlardan kaçı bir İmam-Hatipten geliyor. Bu orantının tutabilmesi için her hafta liselerdeki şiddet olaylarından en azından birinde "İmam-Hatip" kelimesinin geçmesi gerekir.
Yanlış anlaşılmalara mahal vermemek umudu, selam ve dua ile...
Allah'a emanet olun. Zira o emanetlerini asla zayi etmez. Esenlik yurdunda buluşmak dileği ile...
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Arkadaşına Gönder! | Etiketler : İmam, hatip, haber, polemik, eleştiri, düşünce
0 yorum yazilmistir