Tercihlerimiz ve Dayatmalar Arasında Kişiliğimiz

Şu günlerde asker oluyorum. Sistemin kendi kurumlarındaki kişiliksizleştirme politikaları var gündemimde. Bu anlamda bir kardeşime gönderdiğim mailin bir kısmını düşüncelerimi yansıtması cihetinden buraya asıyorum. Bir müddet yorumlara cevap yazamayabilirim. Fakat bu konu ile ilgili yorumlarınızı bekliyorum. Bu yazıma da devam etmek istiyorum. Sistemin insanları atomik hale getirmesi, sistemin zikir anlayışı gibi konular üzerine durmak niyetindeyim.

--------------

 

En falza korktuğum şey bize Allahın verdiği emir ve prensipler ile sistemin çakışması ve benim arada tercih yapmak zorunda kalmam... Gerçekten de bu tür durumlarda onurlu bir tavır sergilemek zordur. Bunun bir esaret olduğunu kabul etsek bile gene de insani olarak ve islami olarak bir duruş sergilemediğimizde sivil hayattaki sözylevlerimiz havada kalır.

 

Zaten sistemin üzerinde çalıştığı çok kritik bir nokta var. Bu nokta insanları gerek okul ve gerekse askeri kurumlar gibi yerlerde kişiliksizleştirme ve kendi ile çelişik duruma sokma.

 

Tercih yapmak kişik göstermektir ve Allah bizden bilerek ve isteyerek bütün riskleri göze alarak tercih yapmamızı ister. Sürekli İnsanı diğer varlıklardan üstün kılan bir özellik olarak iradeli olmasını gösteriyoruz. İrade sadece iyi ve doğruyu yanlış ve kötüden ayırmak anlamında değil aynı zamanda elinde bulunan bu verileri değerlendirerek ve bütün riskleri göz önüne alarak bir tercihte (ihtiyar)(ihtiyar ve irade birbirine kenetlenmiş et ve tırnak gibidir.) bulunmaktır. Allahın en sevdiği iman said'in babasından miras aldığı iman değil, İbrahimin irade göstererek ve risklerini göze alarak iman etmesidir. Said'in İbrahim gibi olmasının tek yolu babasının dinini bırakarak müslüman olmasıdır. Aslında saidin babası da kamil bir müslümandır. Fakat babasından devraldığı müslümanlık babasının müslümanlığıdır. İşte, kişilik göstermek ve tam anlamıyla müslüman olamak babasından aldığı verileride değerlendirerek (kuran, hadisler, sünnet, bidatler, dogmalar, galatı meşhurlar, maruflar, münkerler) ve sorgulayarak gerçekten künhüne vararak iman etmesidir. Gerçek İmana  kamilen sahip olmak demek kendi yorumlayabileceğin, harcını kendinin kardığı, hamurunu kendinin yoğurduğu bir imana sahip olmaktır. Gerçek imana ermek babasının kâbesinden ayrılmak ve kendi beytini inşaa etmektir. Temelleri iman ile karılmış her tuğlası ve her çakıl taşı sana ait olan bu iman binası, babanın kâbesinden kalmandan çok daha iyidir ve çok daha gerçek bir imandır. İşte bu beyti ancak tercih ederek ve irade koyarak oluşturabilirsin. Bir öğrencinin bir matematik sorusunu cevabıyla beraber ezberleyerek sürekli yapması ile onun formülünü ezberleyip künhüne varması ve o konu ile ilgili gelecek bütün soruları cevaplayabilmesi arasındaki fark birşeyi ezberlemekle veya miras almakla, bir şeyi bilmek ve onun künhüne varmak arasındaki farkı gösterir. Tercih Allaha iman ederken en önemli şeydir. İman sen tercih etmişsen imandır, baban senin için tercih ettiğinde değil. Sistem ise senin tercihlerine müdahale ederek yaşamın ve kalbinin ikiye ayrılmasını amaçlar. Tevhid sadece Allahın birliği değil aynı zamanda bütünlük ve tutarlılıktır. İmanla Amel birlikteliği bir tevhiddir. Bunların tutarsızlığı tevhid inancını yaralar. Akıl ve kalp birlikteliği de bir tevhiddir. Bunların bölünmesi vücdun tevhidine de zararlıdır, dinin tevhidine de zararlıdır. Sistem ise insanı parçalar ve bir anlamda bu tevhidi bütünlüğü sürekli baltalar. Bu türden dinamikleri sürekli ayrılığa sokmaya çalışır. Bu bir fesat çabasıdır. Bu sudaki tevhidin bozulması gibi zararlıdır. Okisjen ve Hidorojenin tevhidini bozup onları yakıcı hale getirmek ve eşyanın aslını bozmak nasıl zulüm ise bunun gibi Akıl ve kalbi ayırmak, iman ve ameli ayrımakta bir bütünlüğü, bit tutarlılığı bozmaktır ve dolayısıyla bu da büyük bir zulümdür.

 

Sistemin orataya çıkardığı ikilem aslında müslümanların kişiliklerinin zeminini dinamitlemeye yönelik olduğu ayan beyan ortadadır. Yoksa birinin başörtü takması onlar için pek önemli değildir. Ne zaman ki başörtüsü asıl değerini yitirir ve bir moda malzemesi olur, insanların iradesi ile değil modanın iradesiyle içi boşaltılarak oraya konulmuş ve bir mini etekten farkı olmayan kumaş malzemesi haline gelirse o zaman sistem başörtüsünden razı olacaktır. Çünkü ortada insanın kişilik göstermesi yoktur. Kişikili ve onurlu insanlar sisteme zarar verirler ve en büyük tehlikedirler. Bunun gibi orduda yada diğer kamu kurumlarında ortaya konulan kişiliksizleştirme çalışmaları gerek müslümanalar olsun gerekse diğer ideoloji mensupları olsun hepsine yönelik yapılmış bir robotlaştırma faaliyetidir. Tevhidi bozmaya yönelik bir zulümdür.

 

Gençlerin hırsızlık yapmaları, fuhşa bulaşmaları, uyuşturucu kullanmaları onlar için hiç önemli değildir. Çünkü bunlar birşeyleri düzeltmek için kendi fikirlerini ve tercihlerini ortaya koymaktan aciz insanlardır. Bu anlamda en baştan robotlaşmış, yanıbaşındaki insanları duyumsamayan bu insanların ne yaptıkları sistemi ilgilendirmez. Sistem Başörtü takan bir kızın inançları ile çelişkiye düşerek kendi tercihini yani kişiliğini bir tarafa bırakarak yani başörtüsünü çıkararak okumasısını ister. Hiçbir irade belirtisine tahammül edemez. Bunun adı peruk takmak dahi olsa -ki peruk takmak aynı zamanda gene bir kişilik dejenerasyonuna işaret eder-. Ne şiş yansın ne kebap anlayışı bir kişikik aşınması olmakla beraber gene de bir tercih koyma yetisini gösterir bu yüzden buna bile razı olmaz. Sistem insanlardan motamot kulluk ister yani sistemin de bir tevhid anlayışı (!) vardır ve kendinin yanında ona Allahı ortak koşmamızı istemez. Allah bu konuda insanları kulluğa zorlamazken sistem insanları kendine kulluğa zorlar. Elbette askerlik yaparken de yapılan bir takım yeminler, konuşulması gerekirken konuşulmayacak şeyler, yapılması gerekirken yapılmayan şeyler bizim kişiliğimize derin bir çizik atacak ve belki ömrümüz boyunca boğazımıza bir yumruk gibi tıkanacaktır. Bir gün sistemin karşısında onurla durmamız gerektiğinde işte bunlar hatırlanacak ve bir kere daha lanet okunacaktır bütün müstekbirlere ...

 

Aslında böyle uzun bir yazı yazmak niyetinde değildim. Ama bir anda sanki yaralarım deşildi ve içinden ifrazat boşaldı. Bilemiyorum belki 15 ay boyunca bir yerlerim şişecek vücudum ifrazat toplayacak ve kalbim en derin noktasından yaralar alacak. Bu sabredilmesi güç bir esaret benim için. Allahtan beni bu şekilde kişiliğimle imtihan etmemesini dilerim. Belki de çok ince eleyip sık dokuyorum. Belki de kendimi bir esir olarak kabul etmeli ve bana verilen her işi yapmalıyım. Fakat ya boğazıma yumruk gibi taklıcağından emin olduğum kişiliğim. Bir barak soğuk su ile geçebilecek bir sinir harbi gibi görünmüyor. Şimdi örtülerini çıkardıktan sonra psikolojileri bozulan bacılarımı daha iyi anlayabiliyorum. Bunlar tabi benim hiç askerlik yapmamış bir müslüman olarak korkularım. Beliki de hiç böyle birşeyle karşılaşmayacağım. Her halukarda Allahtan hayır isteriz. Hayır Allahın elindedir ve o kalpleri elinde tutandır. Nihai hüküm Allahın elindedir, insanların hükümleri geçicidir. Allahın yargılaması ise pek adildir. Allah hesapları çabuk görendir tevbeleri kabul eden rahimdir.

 

Selam ve dua ile...

Allah'a emanet olun. zira o emanetlerini asla zayi etmez. Esenlik yurdunda buluşmak dileği ile...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Arkadaşına Gönder! | Etiketler : Sistem, dayatma, zulüm, askerlik, yemin, zikir, kişilik, iman, takva, tercih, tevhid

« Önceki :: Sonraki »

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:



2 yorum yazilmistir
  1. Yazan: isimsiz | Tarih: 2007-09-23 16:41:26
    Konu: ibrahimibeklerken...
    rabbim kuşatıcıdır. bilgekral sabret ki allah sabredenlerle beraberdir.sen esaretinin ya özgurlugunu savunarak bulundugun yerden çıkacaksın yada bedelini vereceksin. putların hakim oldugu zorbalıkların çogaldıgı bu yeryuzunde bizler yani iman edenler ibrahimi beklemekteyiz...
    selam ve dua ile

    Bağlantı »

  2. Yazan: isimsiz | Tarih: 2007-02-02 22:32:18
    Konu: sağlıcakla hak üzere git ve dön aliya..
    "Sizin hayır gördüklerinizde şer,şer gördüklerinizde hayır olabilir" bilgekral aliya.İnanıyorum ki Rabbim sıkıntılarınızı hayıra tebdil edip, yürek kıyamlarınızı ibadet mesabesinde ecirlendirecektir.Başörtüsünün yüreklerde ki yangınını anlamanız imkansız.Acılar lokaldir.Düştükleri yeri yakarlar.Tıpkı sizin ceberrüt sistemin çarkalırında askerlik adıyla öğüteleceğinizi bizlerin anlayamadığı gibi.Allah'a emanetsiniz.Hayırlı teskereler..

    Bağlantı »

Yorum yaz!